Öncelikle herkese iyi yıllar. 2015'in ilk yazısı olarak geçen haftalarda gitme fırsatını bulduğumuz İstanbul Coffee Fest'i seçtik. "Şehirde kahve kokusu var." sloganıyla yola çıkan bu etkinlik, biz iki kahve severi çok heyecanlandırdı ve vakit kaybetmeden biletlerimizi aldık. Biletix'te satışa sunulan biletler 3 kategorideydi . Biz kendimize tek seanslık bileti tercih ettik. Bu kategorinin fiyatı 25 TL idi
Biletimizin, etkinliğin son seansına denk gelmesi sebebiyle kalabalık olacağını tahmin ediyorduk ancak bu kadarını değil. Karaköy'de Galata Rum İlköğretim Okulu'nda yapılan etkinlik için saat 3 olmadan oraya varmıştık. Fakat kuyruğun yaklaşık 200 m olduğunu düşünürsek içeriye giriş saatimiz 3ü geçmişti bile. Bunun moralimizi bozmasına izin vermeyerek ilk katı gezmeye başladık.
Küçük bir sahnede müzik performansları sergileniyordu. Katılımcıların kahve içerken müzik de dinleyerek keyifli bir vakit geçirebilecekleri bir ortam hazırlamışlar. Yoğunluğun az olduğu yerlere yönelerek sırayla kahveleri denedik. Starbucks, Nero gibi çok fazla şubesi olan yerleri fazla kafein alımını biraz olsun önlemek için es geçtik. Bir çok stand espresso makinesi ile yaptıkları kahveleri tadıma sunarken "Coffee Manifesto" ve "Petra Roasting" V60 denilen bir aletle kendileri demliyorlardı. Açıkçası bu iki 3. nesil kahveciler en çok beğendiğimz aromaya sahip olanlardı. Espresso Perfecto ve Kaffee Zapatista ise daha sonra uğramak isteyeceğimiz kahveciler arasında yerlerini aldılar. Bir çok insanın yoğun ilgisini çeken Heisenberg ise tam bir hayal kırıklığıydı. Şov amaçlı iki kişiye kostüm giydirilmişti. Deney tüpü içinde 1 yudumluk soğuk bir kahve -kahve demeye bin şahit isteyen-deneyimi yaşattılar.
Kahvelerimizi bir yandan yudumlarken üst katlara doğru yol aldık. Etkinlik sitesinin çok düzgün olmaması sebebiyle workshoplara kayıt olamamıştık ancak kayıt gerektirmeyen kısa da olsa espresso makinasının kullanımını anlatan "Espresso Perfecto ile İntraktif Espresso Deneyimi" workshopu vardı. Biz de buna katılıp yarı profesyonel bir makine ile nasıl daha iyi espresso yapılabileceğini öğrendik.
İstanbul Kahve Festivali'nde kahvenize eşlik eden çikolata, kurabiye, lokum ve süt markaları da yer alıyordu. Daha önce ismini duymadığımız Belçika çikolatalı "Jacquline Cookies" kurabiyeleri çok lezizdi. Biraz araştırınca Yemeksepeti'inden de hizmet verdiklerini gördük. Bu bizi açıkçası çok mutlu etti. Lera Fresca'nın dondurmaları ise kahveler arası geçiş yapmak için güzel bir alternatifti.
Tüm bu yiyecek, içeceklerin arasında ise tabi ki kahve temalı olan sergi ve belgesel gösterimleri de ilgi çekiciydi. Biz kahve belgeselini gayet değişik ve açıklayıcı bulduk. Kahvenizi nasıl farklı şekilllerde demleyebileceğinizi anlatan kısa videolardan oluşuyordu.
Etkinliğin son günün barista şampiyonasının finali varmış. Varmış diyorum çünkü bu ziyaretçileri düşünerek hazırlanmış değil de sadece insanlara bakın böyle de bir olay yapıyoruz demek içindi. Çünkü var olan bir iki televizyon görüş açısında değildi ve ses sistemi yetersiz kalıyordu. Orada çok fazla kalamadık ve kendimizi Galata Rum Okulu'nun mükemmel terasına attık. Burada birisi viyolonsel çalıyordu. Galata Kulesi manzarası ve kahve eşliğinde gayet keyifli bir ortamdı.
Bu organizasyondaki en büyük şikayetimiz mekanın yetersizliği oldu. Bu kadar kalabalık bir ortamda insanlar birbirine çarpa çarpa yürürken elde kahvelerle dolaşmak çok tehlikeli. Gelecek festivallerde daha uygun bir mekan ayarlanması veya kapasiteye göre bilet satışı yapılması etkinlikten alınacak olan keyfi arttıracaktır.














Hiç yorum yok:
Yorum Gönder